Hayatımız bir sınav iken, her gün yeni bir sınava tabi tutuluyoruz.
Okul sınavı,
Hayat sınavı,
Dostluk, arkadaşlık sınavı,
Aile sınavı,
Sınırları sınama sınavı vs.
Ve bazen öyle sınavlarla karşılaşıyoruz ki, ne doğru cevabı var, ne de yanlış…
Atsam tutar mı?
Boş bırakıp geçsem diğer doğrularımı da götürür mü?
Bu hoca bizi sınıfta bırakır mı?
Sizce başkalarının sınavlarıyla mı sınanmalıyız dersiniz?
Yoksa kendi sınırlarımızı gittiği yere kadar zorlamayı mı?
( ki bana soracak olursanız, kendi sınırlarımızı gittiği yere kadar, hatta bazen gitmediği yere kadar zorlamalıyız derim. Sizin düşüncenizede saygı duyarım.)
Kendi sınavımızı kendimiz yazmak, doğru cevabını sadece biz bildiğimiz, ve yanlış canı cehenneme dediğimiz bir sınama düşünün, niye hep başkalarıyla, başkalarının sınavlarıyla sınanıyoruz ki? Kendi sınavını kendin yaz, istediğin sorudan başla, istediğin cevabı işaretle!
Bir yer de okumuştum, ‘ Hayal kurmak ve inanmak başarmanın yarısıdır.’ diye yazıyordu satırlarda…
Bir şeyleri başaramıyoruz, bir şeyler tersine gidiyor.
Sizce hayal kurmayı mı bıraktık? Yoksa hayallerimize ve kendimize inanmayı mı?
Saçmalamayın… ( Hayal edin!)
Hayal kurmak belki de insanoğlunun başına gelebilecek en mucizevi yeti, en doğal hak( engellenemez, karşı koyulamaz bir hak)
Kendi sınavımızı kendi hayallerimizle yazacağız…
Eğer hayal kurmayı bırakırsanız, geleceğinizi de başkalarının ellerine bırakırsınız, başkalarının sınavlarına tabi olmaktan ve başkalarının doğrularını yaşamaktan kaçamazsınız.
Bazen hayalleriniz suya düşsede,
Toz pembe bulutlar, simsiyah, kara o çirkin bulutlara dönüşsede,
Hiç bıkmadan, yorulmadan hayal kurmaya devam edin ve kurduğunuz hayallere inanmaktan sakın ama sakın vazgeçmeyin!
(Sonuçta parayla değil ya kardeşim!)
Hayal kurmak en doğal ve en haklı hakkınız, bu mucizevi yetiyi elinizden almalarına izin vermeyin. Hayatınızdan iki felsefeyi asla ama asla eksik etmeyin.
HAYAL EDİN!
İNANIN!
Gerisi zaten er ya da geç kendiliğinden gelecektir. (Malum bu hayat şartlarında inanmayı ve hayal etmeyi de bırakırsak, bizi başka ne hayatta ve ayakta tutar ki?)
İllaki çok büyük hayaller kuracaksınız diye bir şey de yok, sınırı da…
Mesela ‘Yarın hava benim için güneşli olucak’ diye hayal edin.
Ertesi gün kara bulutlar etrafınızı sarsada, yağmurda ıslansanız da, sizin için hala bir güneş olduğunu ve ıslandığınız yağmurun ardından gökkuşağı çıkacağını unutmayın.
HAYAL EDİN!
İNANIN! Dedim ama hayallerimize kolay ulaşabileceğimizi de söylemedim, bu konu da bir anlaşalım.
Unutmayın ki, kışı yaşamadan bahar gelmiyor.
Yağmurda ıslanmadan, gökkuşağını göremiyoruz.
Belki bütün hayalleriniz yeri geldiğinde suya düşecek…
Belki de kağıtlardan yaptığınız gemileriniz, ıslanıp en derine gömülecek, denizin dalgalarında savrula savrula…
Lakin karanlığı yaşamadan, aydınlığa çıkamayız.
Şunu da hiç unutmayın, gecenin en karanlık anı, şafak sökmeden az önceki zamandır. Gün gelecek karanlığında, karanlığında kalacaksınız. Ama hayal eder ve inanırsanız, şafak sizin için de sökecek ve bütün kara bulutlar dağılacak.
Hayatınız en ağır darbesini alsanız da, bıkmadan ayağa kalkın. (Daha ölmedik.)
Aldığınız her yarayı sevin. Çünkü aldığınız her yara size hayat sınavının bir cevabı (Doğru ya da yanlış)
Yanılmaktan bıkmayın, hayat deneyimleri sever. (Tecrübeler olmadan doğru cevabı asla bulamazsınız)
Ve tabi ki de…
UMUT EDİN!
HAYAL EDİN!
Ve KENDİNİZE İNANIN!
Kimse hayal kurmanızı ve inancınız engelleyemez. Bu hayatta belki her şey parayla, ancak kurduğumuz hayaller bizim elimizde ve elimizden geldiğince çabalamakta.
Savaşın, kinin, nefretin dört bir tarafımızı sardığı…
Dostlukların çıkarlara dayandığı…
İnsanın babasına bile güvenemediği..
Aşkın yalan,
Sevginin sahte olduğu bu dünyada hayal kurmak ve inanmaktan başka daha güzel bir yeti var mı dersiniz?
Bizi aydınlığa çıkarıcak tek şey, hayallerimiz, umutlarımız ve inancımız…
Dört duvar arasında mı kaldın? ( Duvarları hayallerinle süsle!)
Kapılar yüzüne mi kapandı? (Yeni bir kapı açmaktan korkma!)
Her şeyin parayla satın alındığı bu dünyada, hayal etmek ve inanmak parayla satın alınamayacak
tek mucizevi hak…
Beleş yahu beleş…
Kim sevmez ki beleşi, biz insanoğlu bilirsiniz beleş mezar olsa hiç beklemeden gireriz malum (Hiç hayır mayır demeyin, biliyorum, kişi kendinden bilirmiş işi, kendimden biliyorum.)
İşte bu yüzden çekinmeden, gocunmadan, utanmadan,
HAYAL EDİN,
UMUT EDİN,
Ve KENDİNİZE HER ZAMAN İNANIN!