Konumu, koşulları, üniversitesi, sanayisi ile muazzam şehir olan Manisa’da her şey mükemmelmiş gibi görünse de, bir şeylerde terslik var diye düşünüyorum (Düşünmeden duramıyorum).

Coğrafi koşulları iyi.
Sanayisi en gelişmişlerinden.
Yolları duble dublesinden.
Yapılan ışıklandırmanın faturası, tüm Türkiye’ye bedel sanırsın, bazen korkuyorum, bizi bile ışıklandırıp sokağa salacaklar diye.
Sürekli gelişen bir yapılanma, kentsel dönüşümler, peyzajlar desen o biçim, şekil şekil, bi içim.
Arkana al Spil’i, temiz hava, çayır, çimen, yeşillik.
Tarımda çeşitlilik anlat anlat bitmez.
Her ilçesinde farklı bir hava, farklı bir cazibe.
Kula’sında Peri Bacası, yanında sodası.
Üzümünden tut da, Mesir Macunu’na.
Şehzadeler şehri olması detayına girmiyorum bile, asırlık tarih yatıyor bu topraklarda…

Yani demem o ki, bu kadar lüksün ve şansın arasında neyi yanlış yapıyoruz da, hala bir şeyler ters gidiyor dersiniz?

Sanırım aradaki bağlantıyı, Celal Bayarlıları yok sayarak koparıyoruz! Neden bir türlü üniversite ile gönül bağı kuramıyoruz ki , bizi bu kadar geri tutan, engel olan ne?

Bu kadar imkan varken, neden bu imkansızlık tavırları?

İmkansız diye bir şey yoktur, gösterilmemiş çaba ve isteksizlik diye bir şey vardır.

Şimdi sadece sorunsalımızın bir kaç soru sorarak konuya değinmenizi ve düşünmenizi istiyorum.

1-Türkiye’nin en büyük sanayilerinin arasında ilk üçteyiz. Peki kaç Celal Bayarlı arkadaşımıza sanayimizde yol yordam gösteriyor, meslek sahibi olmasına yardımcı oluyoruz dersiniz?

2- Gençlerimizi hangi şartlarda, hangi seçeneklerde doğru şekilde yönlendiriyor ve onları kendimize kazandırıyoruz? Biz Celal Bayar’a ne katıyoruz ki, gençlerimizin bizim geleceğimize hangi sebep ile katkıda bulunmasını bekliyoruz? Biz ne katıyoruz ki? Hiçbir şey. Daha sonra da emek vermediğimiz buğdaydan, aş bekliyoruz.

3-Biz Celal Bayarlıları ne kadar önemsiyoruz ki, onlardan da şehrimize farkındalık yaratmasını bekliyoruz? Her şey karşılıklı.

Sizce Manisa’nın suyunu içip ekmeğini yiyen, ekonomisine can katan Celal Bayarlıları mı koruyup kollamalı, hem de katkı sağlamalıyız, yoksa sadece köklü, ismi var diye cv’sine Gazi, İTÜ, Hacettepe, Boğaziçi yazan öğrenci ve öğrenci adaylarını mı?

Sizce de genç Celal Bayarlılara artık bir şans vermemizin sırası gelmedi mi dersiniz?

Ütopik dünyalardan kurtularak, sıradanlaşmış yargı kalıplarından uzaklaşarak fark yaratmalıyız. Kendi yargılarımızla yarattığımız bu duvarların arkasında gençlerimizi küstürmemeliyiz.

İşte o zaman Manisa’ya gerçek değerler katabilir, sizin şehrinizi sizden daha çok seven, koruyan, yücelten, fark katan gençler kazanabilir, kazandırabilirsiniz.

Manisamızın öğrencileri için küçük bir şans, Manisa’nın geleceği, prestiiji, sanayisi için ve arkamızdan gelen nesiller için büyük bir adım…

Bir adım da siz atın, on adımı zaten kendiliğinden gelir…

Duvarlarınızı yıkmaktan korkmayın.

Önyargılarınız sizi ileri değil, başladığınız yere götürür.