Aslında çok şey var söylenmesi gereken ve buna rağmen söylenemeyenler. Şöyle bir bakılsa etrafa , her şey apaçık ortada oysa. Birbirine kinle bakan gözler , buz tutmuş amansız kalpler ve insanlığı öldürmüş katil insanoğlu…
Her ne kadar apaçık ortada da olsa gerçekler, kimimiz çığlıklara sağır olmuşuz , kimilerimiz de söylenmesi gerekenlere dilsiz ve insanllığın ölmesine razı.
İnsanoğlu ne gariptir ki , heleki bu zamanlarda . Kimisi yanımızdan gelip geçer vurdumduymaz , kimisi ardına bile selam sabahsız gider.Buna karşılık Yaradanın verdiklerine rağmen şükürsüz , yapılan iyiliklere karşı kör bir nesil gelir ardından çat kapı .
Vicdan denilen mahkeme , kalpleri terketmiş sanki . ‘Bana dokunmayan yılan , kime dokunursa dokunsun , beni ırgalamaz ‘ düşüncesi yer etmiş zihinlerde , sanki geride kalanlar bizden değilmiş gibi.
Kimi dinsiz , kimi anlamsız . Kimi zengin , kimi fakir olsa da böbürlenmek ne haddimize ? Bizler değilmiyiz Yüce Yaradanın özene özene yarattığı , aynı çamurdan paylaştırdığı ve birgün aynı toprağı paylaşacakları…
Hayat aslında bir gösteri. Yapımcısı , sunucusu , prodöktörü hepsi birbirinin aynısı olan şehvetli bir gösteri. Oysa kimse düşünmez perde arkasını . Peki ya perde kapandığında ve gösteri bittiğinde ?
İşte o zaman sağır olduğumuz çığlıklar , dilsiz olduğumuz sözcükler ve idam ettiğimiz insanlık perdeyi kapatıp , gerçekler başlar .
Yaşadığımız dünya gösteriş , şehvet dünyasıyken ve birgün perde kapanıp , aynı toprağın çamurları olucak iken , ne gerek var kalpleri kırmaya ? Ne gerek var dilsiz ve sağır olmaya ? Ne gerek var insanlığın yok edilirken gözlerimizi yummaya ?
Her şeye rağmen hayat yaşanmaya ve yaşatmaya değer . Üç günlük dünya üç kuruşa satın alınsa ne olur ki ? Kırılan kalpleri fethedemedikten sonra. Kapatın şu dünyevi hesap defterlerini , insanlık elden gidiyorken bir adımda siz atın. Köprüleri kurmak yerine , köprüleri yıkmakta neyin nesi ?
Bir ışıkta sen yak insanlık için . Yak ki buz tutmuş kalpler alevlensin , insanlık ölmesin.
İnsanlık ölmesin ki, vicdanlarımız bizi terketmesin.