Yolunda gitmeyen bir şeyler, rayına oturmayan birçok şey var.

(Farkındayız.)

Farkındayız, biliyoruz ama yine de müdahale etmiyor, göz yumuyoruz. Gerçekten isteyerek mi göz ardı ediyoruz yoksa alıştırılmışlığımızdan mı kopamıyoruz, bilmiyorum.

Bazı sorunlarımızı çözebilmemiz ve bir şeyleri başarabilmemiz için birbirimizi ötekileştirmekten, birbirimizi taraflaştırmaktan vazgeçmeliyiz. Onca düzensiz düzenin içerisinde, birlikte barış ve huzur içerisinde yaşayabilmemiz, geleceğe umut vadedebilmemiz için öncelikle insanı insan olduğu için sevmeli, bizi içten içe yiyip, içimizi kemiren önyargılarımızdan kurtulmalıyız. Biz ki aynı çamurdan yaratılmadık mı?, biz ki aynı Havva’dan, Adem’den gelmedik mi? Hangi ara büründük öfke ve kine, hangi ara bu kadar ötekileştirildik, hangi ara bu kadar taraflaştırıldık?

Hangi takımlısın?

Hangi partidensin?

Hangi dinden, hangi dilden, hangi tendensin?

Hangi mezhepten, hangilerinden kimlerdensin?

Hangi çamurdan geldin, hangi toprağa gidiyorsun?

Bırakın bu hangileri, hanileri, kimileri…

Sorun cevaplarımız değil, sorun sorduğumuz sorular!

Nereden, kimden geldiğimizin, hangi partiyi tutup, hangi şarkıyı söylediğimizin ne önemi var?

Bütün bu amaçsız, taraflaştırılan soruların hiçbir önemi yok aslında, önemli olan tek şey bizi biz yapan değerlerimiz, kurduğumuz küçük dünyamızda aynı savaşı veriyor olmamız, aynı amaçlar uğruna farklı yolları deniyor olmamız… Bizi ötekileştiren bu sisteme bir ‘DUR’ demenin vakti çoktan geldi de geçmedi mi sizce de? Bence geçeli çok bile oldu ve kaybettiğimiz her dakika biraz daha geç oluyor, güç oluyor. Size birkaç yıl önce tanıştığım kocaman bir aileden bahsedeyim. Birbirinden farklı düşüncelere, görüş ve fikirlere sahip üç yüz küsur gençten oluşan bir aileden, bize dayatılmış kalıpları, bizi birbirimize düşman eden duvarları yıkan bir aileden.

‘ULUSAL GENÇLİK PARLAMENTOSU’

Bugüne kadar sorulan saçma sapan sorulan önemini yitirdiği ve hala bir umudun olduğunu gösteren bir aile.

Kaç toplantı, kaç eğitim, kaç zirve, kaç zaman geçirdik bilmiyorum ama, bildiğim tek şey olmadığımız, olmak istediğimiz, bürünmek zorunda kaldığımız bedenden çıkıp, yola devam edebildiğimiz… Burada soruların hiçbir önemi yok, cevaplarında bir önemi yok. Önemi olan tek şey ‘birlikte’ neler başarabileceğimiz, nelerin üstesinden gelebileceğimiz, kimse olmadan, parti, takım olmadan sadece biz olarak daha fazla, daha iyi neler yapabileceğimiz… Bizlerde farklı takımlardan, farklı görüş ve partilerden, farklı dilden, dinden, ırktan insanlarla aynı masayı kardeşçe paylaşmaya başladığımız ve soruları ortadan kaldırdığımız zaman, her şey çok güzel olacak.

Geriye kalan hiçbir şeyin önemi yok aslında, ama sizin için cevaplar bu kadar önemliyse; cevap vereyeyim, söyleyeyim.

‘Bizim tarafımız VATAN, MİLLET, SAKARYA’

‘Bizim ötekimiz, BİRLİK VE BERABERLİK’

Bizim TEK cevabımız, TEK BAYRAK, TEK TOPRAK’

Bizi ötekileştirmekten, taraflaştırmaktan VAZGEÇİN.

Vazgeçin ki, bize dayatılan sistemi yıkıp vatan uğruna gerçek bir hizmet verebilelim, her şeyin üstesinden gelebilelim.

Şimdi istediğiniz soruyu sorun.

Cevap veriyorum…

SON KARARIM!

‘TEK VATAN’

‘TEK MİLLET’

‘TEK BAYRAK’

Oynanan büyük oyunlara karşı ‘TEK YÜREK’